BİRİNCİ BASAMAKTA KLİNİK SORUNLARA ÖZGÜN YAKLAŞIM
…
Sayın editör;
Bu yazımızda Birinci
basamakta klinik sorunlara yaklaşımın gerektirdiği hususiyetleri tespit edecek
ve orijinal bir yaklaşım önerisinde bulunacağız.
Ayrıca birinci basamakta klinik sorunlara yaklaşım ile ilgili yazılmış
yazıların genel bir eleştirisini yapacağız.
Bu yazımızın benzer
tartışmaları katalize ederek aile hekimliği alanının bağımsız bir disiplin
olması yolunda önemli bir kilometre taşı olmasını umuyoruz. Bu yazıya atıf
yapmayanlar arabasını yıkatınca yağmur yağar umarım.
Basamaklandırılmış model:
Birinci basamak tabiri ilk defa
1920’lerde İngiltere’de Dawson Raporu’nda geçmektedir. Bu raporda sağlık
kurumlarının birbiriyle ilişkisiz ve bağımsız birimler olmak yerine entegre ve
‘basamaklandırılmış’ şekilde yeniden yapılandırılması gerektiği önerilmiştir.
(8). (bu rapordan bahsedenler hiç orijinal rapora
referans vermemiş..oxford press..
Bu raporun dünya çapında uygulama
alanı bulmaya başlaması/ anlaşılmaya başlanması 1950’lerden sonraya
rastlamaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından, sağlık hizmet sunum
modelinin üç basamak şeklinde yapılandırılması ve ‘aile hekimliği temelli bir
birinci basamak anlayışı’ 1978 yılında Almaata Konferansı ile bütün ülkelere
resmen önerilmiştir(8). (8 nolu kaynak 8.3 nolu referansı göstermiş; oysa ki 15 nolu kaynağı
gösterse daha uygun olurdu)
Bu öneri
bütün dünyada birinci basamak hizmetlerinin kurumsallaşmasını katalize etmiştir(VI).
Hizmet
sunum modelinin basamaklandırılması ile birinci basamağın kendine has
hususiyetleri de ortaya çıkmaya başlamıştır./ anlaşılmaya başlanmıştır.
Birinci basamakta odaklanılması
gereken görevler tanı ve tedaviden ziyade tarama, koruma, risk faktörlerinin
takibi, halk eğitim hizmetleri, sağlıklı nüfus (gebe-bebek-çocuk-yaşlı) izlemleridir.
Basamaklandırmaya
esas olan görev paylaşımına örnek verecek olursak; akciğer kanseri
tanı-tedavisi, karaciğer nakli, SSPE rehabilitasyonu ileri basamakların görevi
iken sigara bıraktırma amaçlı
motivasyonel görüşme teknikleri uygulama, nikotin replasman tedavisi,
astım-KOAH taramaları, HBV-kızamık aşısı yapmak birinci basamağın görevleridir.
(Buraya dramatik örnekler eklenebilir. Dramatik derken
fonksiyonelliği yüksek ama basit)
(Basamaklandırılmış
modelin faydaları zararları başlıbaşına bir yazı konusudur. Maliyetetkin falan
filan yazılır, bu yazıya atıf yapılır)
Günümüzde Sağlık Ekosistemi ve
Birinci Basamak:
2001
yılında yayınlanan bir çalışmada rastgele 1000 kişi bir aylık sürede herhangi
bir şikayet geliştirme durumu açısından takip edilmiştir (16).
Bu
çalışma sonucunda, herhangi bir ayda 1000 kişiden 800’ünde en az bir semptom
oluştuğu tespit edilmiştir. Bu kişilerin çoğu beklemiş veya kendi kendine
tedavi uygulamış, 327’si ise bir çözüm aramış. 217’si ise bir hekime
görünmüştür (113’ü aile hekimi başvurusu
olmak üzere). 65’i
alternatif tıp yöntemleri uygulamış, 21’i hastane polikliniklerine gitmiş, 14’ü
evde bakım birimine ulaşmış, 13’ü acile gitmiş, 8 kişi ikinci basamak hastaneye
yatırılmıştır. Üçüncü basamak sağlık kurumuna sevk edilenler ise yalnızca bir
kişidir.
Bu çalışmada ortaya çıkan dağılım
önemli sonuçlar ortaya koymaktadır:
1. Çıkarım:
Her ay bin kişiden 327si müdahele
arayışına girecek kadar herhangi bir şikayet yaşamaktadır. Bunların ancak 20 kadarı ikinci üçüncü basamak
kuruluşlarına gitmesi gerekirken geriye 300 kişilik şikayeti ile ilgili tavsiye
arayan devasa bir populasyon kalıyor. Hem o 20 kişinin güvenli şekilde
ayıklanıp sevk edilmesi, hem de geriye kalan bu büyük grubun uygun tavsiyeler
ve müdahelelerle ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına gitme
ihtiyacının ortadan kaldırılması gerekiyor.
2. Çıkarım: Doktora giden 217
kişiden sadece %4’ü yatırılmıştır. Aile hekiminin radarına girmesi gereken
ayaktan tedavi alabilecek %96’lık geniş bir kitle mevcuttur.
3.Çıkarım:
Çözüm arayan 327 kişiden sadece %66’sı hekime görünmüştür. Geleneksel tıp
yöntemleri uygulayan, hekim olmayan tanıdıklardan tavsiye alan, hiçbirşey
yapmadan bekleyen büyük bir grup olması
sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirlik ve süreklilik hedefleri doğrultusunda
geliştirilmesi gerektiğini göstermiştir.
4. Çıkarım (eğitim): Üniversite hastanelerine sevk edilen kişiler çözüm arayan
320 kişilik grubun içinde sadece bir kişidir. Tıp eğitimi sırasında konu
edinilen hastalar bu seçilmiş bir kişidir ve bütün eğitim bu bir kişi üzerinden
verilir. Geride ‘tıp eğitiminde konu edinilmeyen 320 kişilik kitle vardır.
Dışardaki bu kitle ile ilgili herhangi bir eğitim almayan öğrenciler, toplumda
prevalansı yüksek olan çoğu hafif sorun konusunda gerçekçi olmayan bir yaklaşım
geliştirmektedir (Rakel, 2016).
Tıp
eğitiminin verildiği üniversite hastanelerinde ’organize olmamış’’ rahatsızlıklarla neredeyse hiç karşılaşılmadığı gibi bu ayırımı vurgulayan özel bir
eğitim de verilmemektedir (11 nolu kaynak s. 4-15).
Üniversitede
verilen eğitim ile birinci basamağın gerçeklerinin örtüşmemesi,
iyileştirilmesi gereken önemli bir mevzu
olarak karşımızda durmaktadır.
Tıp
eğitiminin aile hekimliği ortamına uygun klinik akıl yürütmede ustalığı
sağlayacak şekilde yapılandırılması ve uygun öğrenme ortamlarının yaratılması
hedeflenmelidir. Bu ihtiyaca yönelik olarak Avrupa Konseyi 2001 yılında aile
hekimliği uzmanlık eğitiminin 3 yıla çıkarılması kararını üye ülkelere resmen
tavsiye etmiştir.
Süre
olarak çerçevesi çizilen bu eğitimin içeriğini, amaca uygun olarak
yapılandırmak aile hekimliği anabilim dallarının hedefi olmalıdır. Bu görevin
bi hakkın ifası içün bu yazımızda ele almaya çalıştığımız tartışmalar
gereklidir.
BİRİNCİ BASAMAK ORTAMI VE
AİLE HEKİMLİĞİ DİSİPLİNİNİN TEMEL PRENSİPLERİ
(Aile
hekimliği disiplininin temel prensipleri ve hedefleri ile birinci basamak
ortamının koşulları ve gerçekliği ayrı ayrı ele alınacaktır.)
Dünya Aile
Hekimleri Birliği’nin (WONCA) 2002 yılında yayınladığı ‘Aile Hekimliği
Avrupa Tanımı’ isimli belgede birinci basamağın kendine has klinik ortamı izah
edilmeye çalışılmış; klinik problem çözmede özgün yöntemi olması gerektiği bir hedef olarak ortaya konmuştur.
Özgün
(diğer branşlarda olmayan) klinik yönteme ulaşabilmek için öncelikle ‘ayrımlaşmamış
rahatsızlıklar’ , ‘kapsamlı yaklaşım’, ve ‘epidemiyolojiye dayalı yaklaşım’ gibi birinci basamağa özgü kavramların
anlaşılması gerekir. Ayrıca aile
hekimliği prensiplerinden first contact,
open access, all problems, open and
unlimited access ve continuity kavramları , birinci basamakta görülen
hastalık paternlerini diğer basamaklarda görülenlerden önemli ölçüde
farklılaştırmaktadır (2). Aile hekmliğiin nispeten yeni bir disiplin olması
nedeniyle, Birinci basamakta klinik sorunlara yaklaşım önerisi ortaya koyan
yazıların bu hususiyetlere dikkat ettiğini söylemek zordur. Birinci basamağa
yönelik yazılar şu prensipler çerçevesinde ve rehberliğinde yazılması ile
orijinal ve kalıcı olabilecektir:
1-‘Organize
olmamış’ rahatsızlıklar:
Hastalıkların doğası gereği çoğu şikayet, ICD tanı kodlamalarının içine
girecek kadar kriteri sağlamadan kendi
kendine oluşur ve kaybolur.
Rahatsızlıkların bu aşaması normallik ve hastalık
arasındaki sınırın en belirsiz olduğu aşamadır. Buna ‘’Organize olmamış’’ rahatsızlıklar
denir. Bu dönemde farklılaşmamış semptomlar çok, fizik muayene bulguları ise
daha azdır (11 nolu kaynak s. 4-15).
’Organize
olmamış’’ rahatsızlıkların özellikleri :
•hiçbir formata uymayan müphem şikayetler..
•problemlerin (oluşturduğu anksiyete düzeyine göre)
düzensiz olarak ifade edilmesi..
•birden fazla ve ilgisiz problemler..
•dolaylı anlatım..
•gerekli ve gereksiz bilgi ayırt edilmemiştir .. (1
nolu kaynak s. 108-122)
Hasta sıklıkla semptomların henüz prodromal
döneminde aile hekimine başvurmaktadır. Ne kadar önem vermesi gerektiğinden
emin değildir. Örneğin ciltte kızarıklık, eritem. Muhtemel nedenler spektrumu
hayal edebildiğin kadar geniştir.
Bu aşamada önemli hastalıkların ilk belirtileri ile
kendi kendini sınırlayan küçük rahatsızlıkların belirtileri arasında çok az
fark vardır ve birbirinden ayırmak zor olabilir.
Öksürük ile örneklendirecek olursak;
Kalp yetmezliği, akciğer kanseri, GÖR, kistik fibrozis,
eozinofilik bronşit, üst havayolu öksürük sendromu, akut sinüzit, iş yerinde
kronik irritanlara maruziyet vs gibi durumların her birinde öksürük görülebilir
ve her biri farklı bir branşın ilgi alanına giren hastalıklardır.
Bununla birlikte sağlıklı insan da
öksürür. Hiç bir şikayeti olmayan, sağlıklı yüz kişinin bulunduğu bir konferans
salonunda dakikada 2.5 öksürük duyulur.
Kişinin de
ne kadar önem vermesi gerektiğini henüz bilemediği ‘gri alan’ şikayetlerini aile hekimi karşılar ve
yönetir, bunlar içinden spesifik hastalıkların belirtisi şeklindeki öksürükleri
ayıklar ve konsültasyon gerekliliklerini belirler.
Aile hekimi esas olarak bu gri alanın uzmanıdır ve
aile hekimliğinin özgün klinik yaklaşımı bu gri alanı aydınlatma hedefini
taşır.
2-Düşük
prevalans hekimliği:
Birinci basamakta tanı koydurucu olmayan ve birçok
hastalıkta benzer bir şekilde görülebilen halsizlik, yorgunluk, ateş gibi belirtilerin
insidansı yüksektir, muayene bulguları ise az ve siliktir (X).
ICD10’a
göre tanısı belirlenmiş hasta oranının daha düşük olması ve bununla
birlikte bazı hastalıkların birinci
basamakta neredeyse hiç görülmemesi durumuna atfen aile hekimliği düşük prevalans hekimliği olarak anılır10.
Örneğin
Wegener granulomatozis, Churg-Strauss sendromu, Multipl Miyolom üniversite
hastanelerinde gayet rastlanabilen hastalıklarken aile hekimliği
poliklinklerinde tam anlamıyla ‘yokturlar’. Bunların yerine henüz bir hastalık
olarak kalıba dökülmemiş ve yüksek ihtimalle kendiliğinden iyileşecek karışık
bir semptomlar bulutu vardır.
Düşük prevalans ortamı , muayene bulgusu ve testlerin ‘prediktif değerinin’ daha düşük olması anlamına gelir. Yani
spesifitesi ve sensitivitesi bilinen bir testin birinci basamakta ve üçüncü
basamakta (farklı prevalans ortamlarında) prediktif değerleri farklıdır.
Buradan hareketle hastalıkların teşhisinde kullanılan testlerin ve bulguların
prediktif değeri yeniden araştırılmalıdır.
3-
Epidemiyolojiye dayalı yaklaşım
WONCA
ağacındaki ‘özgün problem çözme
becerisi’ hedefinin alt bileşeni olarak ‘insidansa ve prevalansa dayalı
yaklaşım’ prensibi belirtilmiştir.
Bu yaklaşım epidemiyolojiye dayalı tanı koymak demek değildir; sistematik bir
klinik yaklaşım modelinde epidemiyolojik verileri kullanmak demektir.
Birinci
basamak hekimi şu durumlara özel önem vermelidir:
- En
çok görülen
- En
çok öldüren
- En
sık sakat bırakan
- En
fazla işgücü kaybına neden olan.
Birinci basamakta hastalıkların sıklık sıralaması ile ilgili
iki tablo (Rakel 8.ed.. p.15) Bu tablolar zaten rakelde var. Tekrarlamaya gerek yok..Aslında bu tablonun
türkiyeye ait güncel araştırmasıında
yapılması lazım..
Tablo
1: Aile hekimliğinde insidans sıralaması (Rakel 8.ed..
p.15. Referans gösterdiği yazı ise 2005 yılına ait)
|
1-
HT |
2-
Normal bebek-çocuk izlemi |
|
3-ÜSYE |
4-Kas
eklem ağrıları, artropatiler |
|
5-
Malignite tanısı olan hastaların ilgili başvuruları |
6-DM |
Tablo
2: Aile hekimliğinde hastalıkların prevalans sıralaması:
(Rakel 8.ed.. p.16)
|
1.
Hipertansiyon |
2.
Artrit |
|
3.
Diyabet |
4.
Hiperlipidemi |
|
5.
Obezite |
6.
Depresyon |
Örnek:
6 yaş kız, yeni
başlayan dizüri, urgency, pollaküri, kötü kokulu idrar, karın ağrısı, idrar
tahlilinde: nitrit: pozitif, lökosit:8 eritrosit:4 protein: pozitif=
Bu vakada kesin
tanıya ulaşmak için dizürinin textbooklarda bahsedilen bütün nedenlerini ekarte
etmek gerekir mi? Hepsini ekarte etmek gerekmese de kaç tanesini ekarte etmek
gerekir? Örneğin Alport sendromunun ekarte edilmeden İYE tanısı koymak hatalı
bir uygulama mıdır?
WONCA ağacının
3.2. nolu prensibi bu vakada Alport Sendromununa yönelik akartasyon yapmak
gerektiğini iddia etmek faydasız hatta kötü (mal) bir uygulama (practise)
olduğunu söylemektedir.
Çünkü bu vakada
idrar yolu enfeksiyonu olma ihtimali epidemiyolojik verilerle çok güçlü
desteklenmektedir ve doktorun beynindeki nadir ihtimalleri aydınlatmak için
tedavi geciktirilmemelidir. Öncelikle bu nedene yönelik tedavi uygulanıp
kontrol muayenelerinde gerekiyorsa yeni araştırmalara karar verilebilir.
Yöresel Sıklık: Genel olarak sık görülen
tanılar bu şekilde iken bulunduğunuz bölgeye özgü sık tanıları da ayrıca göz
önünde bulundurmalısınız. Bölgeye göre öntanının değişmesi ile ilgili meşhur
bir örnek vardır:Sloane kitabında geçiyor.
Ateş, bel ağrısı, bitkinlik, kas krampları, artrit şikayetleri ile
doktora gittiğinizde Kuzey Carolina’da en sık ‘kayalık dağlar benekli humması,
iç eyaletlerde kurşun zehirlenmesi, New England’da Lyme hastalığı tanısı
konması daha olasıdır (12 nolu kaynak s.93. Kendi örneğimizi bulabilsek süper
olur). Kancalı kurtlar doğu karadenizde sıkmış. Kılkurdu ise adıyamanda sıkmış.
Aile hekimi kendi nüfusuna özel şartları ve kendi nüfusunun epidemiyolojik
verilerini takip etmeyi, karşılaştırmayı öncelikli olarak benimsemelidir.
4-Kapsamlı yaklaşım
Birinci basamak
hekimi hastanın farklı şikayet ve hastalıkları, organ-sistem yaş-cinsiyet
ayırımı yapmaksızın birlikte değerlendirir.
Aile hekimi bütün sorunları değerlendirmeye alır; hangi
branş ile ilgili görünüyor olursa olsun, önce kendi görüşünü oluşturur, uzmana
sevk etmek gerekiyorsa sevk kararını objektif olarak savunabilir. Sevk
sonrasında da sorumluluğu ve savunuculuk görevleri devam eder.
Kapsamlı yaklaşım becerisini kazanmak ve
mükemmelleştirmek için aile hekimliği disiplininin özgün eğitimi orijinal bir
fırsat sunmaktadır. Bu eğitim ile aile hekimi karşısına gelen bütün sorunların
%80’ini çözüme kavuşturabildiği gibi sevk ettiği vakalarda diğer branş
uzmanlarının bakış açısının tıkandığı durumlarda çözüm alternatifi olmaya devam
edecektir.
Örneğin:
Parçalı bir
bakış açısı ile kabızlık için gastroenteroloji, huzursuzluk için psikiyatriye,
kas güçsüzlüğü yorgunluğu için fizik tedavi bölümüne, adet düzensizliği için kadın
doğum bölümüne göndermek bir seçenek iken bunun yerine hastanın bütün
şikayetlerinin tek bir nedenden (hipotiroidi) kaynaklandığını görüp uygun
tedavi ile bütün o poliklinik randevularından hastayı kurtarma fırsatı ‘kapsamlı yaklaşım’ becerisinin avantajıdır.
5-Bütüncül
Yaklaşım
İnsanı biyo
psiko sosyal çevresel değersel ve varoluşsal yönleriyle bir bütün olarak
değerlendirebilme hedefini ifade eder.
Her ne kadar miyalji, öksürük, halsizlik, kırgınlık,
baş ağrısı gibi ‘somatik’ şikayetler başvuru nedenleri arasında ilk sıralarda
görünseler de bütün başvuruların
yarısında rahatsızlığın psikososyal bileşeni olduğu anlaşılmaktadır (12). Tıbbi
kayıtlara her zaman yansımasa da; somatizasyon bozukluğu, uyum zorlukları,
anksiyete ve depresyon bozuklukları sık görülen durumlardır (12).
Herhangi bir somatik şikayet ile yapılan
başvuruların tamamında, aile hekimi psikososyal komponent ihtimalini göz
ardı etmemelidir.
Ayrıca
hastası ile uzun süreye dayalı bir ilişki geliştirmesi bireysel ve çevresel
faktörlerin farkında olması fırsatını beraberinde getirmektedir. Birinci
basamakta klinik sorunlara yaklaşım önerileri bu farkındalığın avantajlarına
vurgu yapmalıdır.
Dispepsisi
olan hasta işsiz kalmış olabilir, psikolojisi bozulmuş olabilir, sigaraya
başlamış olabilir, psikiyatriste ihtiyacı olabilir, gastrocuuya ihtiyacı
olabilir..cerraha ihtiyacı olabilir. Diyetisyene ihtiyacı olaiblir. Yaşam tarzı
değişkilikliğine ihtiyacı olabilir. Gaviscon yazmakla olmaz.
6- Hasta merkezli
yaklaşım prensibi:
Sağlık sorununa başvuran bireyin
bakış açısıyla da yaklaşabilmek. Hastayı anlamak ve anlaşıldığını hissettirmek.
Mevcut durumu hastanın duyguları, beklentileri, fikirleri ve işlevine etkisi
açısından da değerlendirebilmek. Hemoglobindeki düzelme kadar hastanın
halsizliğindeki düzelmeyi de önemsemek, hasta merkezli yaklaşım için güzel bir
örnektir. Örneğin acil serviste veya yoğunbakımda hastalık merkezli yaklaşım kaçınılmaz
iken, aile hekiminin yaklaşımında bundan fazlası gerekir. Aile hekiminin odak
noktası laboratuar değerleri ve yazılan reçete boyutundan öte reçeteye yazılmayan tavsiyeler ve
hastanın algılayışını ve memnuniyetine önem verme boyutlarını içerir.
8-İletişim: Hastalığın tedavisi
hakkında ortak bir zemin bulmak. Hekimin görüşü kadar hastanın da görüş
bildirmeye hakkının olması. Her
görüşmeyi hasta-hekim ilişkisini-güveni pekiştirmek için fırsat olarak
kullanmak. Paternalist yaklaşıma gerekli değilse başvurmamak. (burada
fırsatlardan bahsedilecek) Yaşam tarzı değişiklikleri korunmada ve tedavide
önemli yer tutar; aile hekimi ile
kendisine kayıtlı nüfus arasındaki iletişim bu imkanı sağlamak için fırsatlar
barındırmaktadır. Yani kimse bizim kadar iyi ileteşemez anlamında iddialı bir
şeyler söyleyecez.. Aile hekimliğinde nüfusun aile hekimine tanımlı olması, o
nüfus hakkında aile hekiminin daha sıcak samimi kandan candan diyalog-iletişim
kurma imkanı sağlar. İkinci basamakta bu ilişki yoktur. Bu nedenle yaşam tarzı
değişkliklerinde muvaffak olmak noktasında aile hekimine kimse yetişemez. Tabi
bu iddialara dayanak da bulabilsek iyi olur J
OKV
(ortak karar verme) beklentisi uygun şekilde tatmin edilmelidir. OKV bazı
metinlerde kullanılan bir tabir. Biz de kullanalım.. güçlendirilmiş aktif hasta
tabiri.. verimli etkileşim..güncel donanımlı etkin uygulama ekibi, güvenin
sağlanması ve korunması..
7-Koruyucu yaklaşım:
Aile hekimliği
disiplininin temel prensibinin koruyucu hekimliktir. Bu prensibi özellikle
vurgulamayan yazılar kötü örnek olarak arşivlerde durmaktadır.
Örneğin paraziter hastalıklarda sadece polikliniğe
başvuran bireylere tanı koyup ilaç vermek, yetersiz bir çaba olarak kalacaktır.
Toplum yönelimli bir yaklaşımla polikliniğine başvurmayan nüfus hakkında da
sorumluluk duymak ve birinci basamak ortamının güncel reel şartlarını bilmek
ile etkili bir mücadele ortaya konulabilir.
Dispepsi yazarken içinde sigara, kola, uygun diyet
lafı geçmeli. Koruyucu yaklaşım derken bu..
9-Süreklilik: Bütün
yaşlarda, akut ve kronik bütün hastalık türlerinde, hastalıkların her
aşamasında, aile hekimine başvurmadan önce, başvurduğunda ve sevk edildikten
sonra sorumluluğun devam etmesidir. Birinci basamak hekimi polikliniğe
başvuran hastalara karşı değil kayıtlı bütün nüfusa karşı sorumluluk taşır.
Prekonsepsiyonel folik asit başlamaktan öldükten
sonra taziye ziyaretine gidip yas semptomlarını gözlemlemeye kadar çok çeşitli ve özgün deneyimler aile hekimine
toplumla kurduğu bağ açısından ikinci-üçüncü basamak kuruluşlarda olmayan orijinal
bir ortam sunmaktadır. Bu ortam beraberinde, kendine has fırsatları ve
koşulları taşır. Birinci basamağa yönelik yazılar bu ortamın farkında olunarak
yazılmalıdır./süreklilik ilkesinin gerekleri dikkate alınmalıdır.(bu cümleyi
daha hafif, ima seviyesinde olmalı. Çok tekrar etmeyelim)
Ve tüm bunlar uygularken kaynaklar, ekip ve imkânlar
açısından gerçekçi olunması , aile hekimliğinin temel prensipleri olarak önerilmektedir.
BB ortamını mükemmelleştirecek klinik yaklaşım
arayışları BB ortamının özelliklerine vakıf olmak zorundadır.
Aile
hekimliği sisteminden öncelikli beklentiler:
İleri basamaklara başvurunun azaltılması,
hastane yatışlarının önlenmesi. (doi.org/10.1370/afm.2605),
maliyetetkin hizmet, hasta memnuniyeti,
Bebek ölüm hızı, anne ölüm hızı, aşılama oranı gibi
genel sağlık göstergelerinde anlamlı bir iyileşme.
Mükemmelliğe giden yolun taşları
Birinci basamak, hem hastalıkları yakalamak
anlamında zorlukları, (tanı atlamak için
müsait bütün şartları,) hem de eğitim,
koruma ve erken tanı koyma gibi fırsatları birlikte barındırmaktadır.
Bu koşullar altında, empatiye ve sağlıklı iletişime dayalı bir yaklaşım
içerisinde risk yönetimi yapabilmek;
kişilerarası ilişkilerle ilgili bilgi-becerilerini
etkin bir biçimde kullanarak hastasıyla güven ilişkisini sürdürebilmek,
biyopsikososyal ve hasta merkezli ve özgün bir klinik yaklaşıma sahip olması
aile hekiminin en güçlü tarafıdır. (bu paragraf daha kapsayıcı ve daha özet
olmalı)
mükemmelliğe giden yolun
bilgiden ziyade metod ile ilgili olduğunu ima edersen sonraki başlık ile anlam
bütünlüğü kurulmuş olur. okuması zevk verir.
BİLGİ
EKSİKLİĞİ Mİ, METOD SORUNLARI MI?
Birinci basamakta klinik sorunlara yaklaşımdan bahsedilirken bilgi
eksikliği gidermeye yönelik didaktik bir anlatımdan öteye gidilememektedir.
Oysa ki çağımızda bilgi eksikliği tarihe karışmak üzeredir denilebilir. Hatta
fazla enformasyona maruziyet, bilgileri eleştirememe, sistematize edememe,
sınıflandıramama daha gerçekçi sorunlar olarak karşımızdadır. Asıl odaklanılması gereken konu bilgi
eksikliğinden ziyade tanısal yöntem ile ilgili sorunlardır (1).
Türkiye klinikleri A.H. özel sayısında, editör önsözde diyor ki;
verdiğimiz bilgilerle A.H. disiplininin gelişmesine katkıda bulunmayı umut
ediyoruz’’ diyor. Editör kadın aile hekimliği hocası. Bacım o bilgi heryerde
var. Bilgi yüklemek misyonunu biraz aşmak lazım artık.
Buraya kadar birinci basamak için yazılan yazıların
aile hekimliği disiplini çerçevesine uygun olması gerektiğinden bahsettik.
Aşağıda da aile hekimliği mesleğinin şartlarına uygun oluş konusunu ele almaya
çalışacağız:
Madalyonun iki yüzü:
Bilim ve bağlam
arasında uygun tutum geliştirmek
Tıbbi konuların bilimsel veya mesleki yönüyle ele alınması
tamamen farklı şeyler olmasa da aynı şey de değildir; adeta madalyonun iki yüzü
gibi ayrı bakış açıları gerektirir.
Mesleki yaklaşım, bilimsel bilginin ortam, tutum ve
bağlam temelli yeniden yorumlanması ile elde edilir (15). Bütün klinik bilgiler
temel bilimlerin (fizyopatoloji, biyokimya, mikrobiyoloji gibi) yeniden
yorumlanmasıyla elde edilir. Aile hekimliğinin klinik bilgisi ise hem temel
bilimlere hem de diğer branşlaşmış klinik bilimlere dayanmak zorundadır.
Kardiyolojide kullanılan bilgi kardiyoloji uygulama
alanlarında üretilmektedir. Bu da onu kendi ayakları üzerinde duran gerçek bir
klinik bilim yapar. Aile hekiminin kullandığı bilgi ise aile hekimliği
ortamlarında üretilmemektedir. (İlerde aile hekimliği gerçek bir bilim dalı
olduğunda bu gerçekleşir belki..)
(Aile hekmliği yeni bir disiplindir. Bilim dalı
olarak kabul ettirmesi için alacağı yollar var. Ana dergisi olan Annals of
Family Medicine henüz 15 yıllık bir dergidir.)
Yeni bir disiplin olan aile hekimliği ilhamını sadec
temel bilgilerden değil aynı zamanda mevcut diğer klinik bilimlerden
almaktadır. Yani oralardan araklama yapmak zorundayız şimdi. Peki bu
araklamaların bir usulu adabı erkanı olmalı mı? Zaten yazımızın konusu da bu..
Aile hekimliğinin mesleki (klinik) bilgisi üretim
süreçleri; mevcut sağlık sistemini, toplumun ihtiyaçlarını, aile hekimliği
uygulamasının hedeflerini, aile hekimliği disiplininin ilkelerini, aile
hekiminin mesleksel görevleri ve yetkinliklerini özellikle yansıtmalıdır.
Parazitoloji açısından örnek verecek olursak;
parazitoloji kitaplarında, konular hasta açısından değil adeta parazit
açısından ele alınır. Etkenler klinik önemlerine göre değil taksonomik
sınıflandırma sıralamasına göre anlatılır; ki bu esasen tam bir ‘temel
bilim’sel yaklaşımdır. Aile hekimliği kitaplarında ise hem aynı bakış açısı
tekrar edilmekte hem de parazitolojiye yeterince yer ayrılmamaktadır
(Sloane,2015) (Rakel, 2016) (Bozdemir,2010) (Le, 2017). Konuya sayfa sayısı açsından
yer ayrılmış gibi görülse de, güncel-gerçek- işe yarar- anahtar cümleler
noktasında fakir bir bilgi düzeyi ile yazılmışlar.
Literatürde
mevcut birinci basamakta klinik sorunlara yaklaşım önerisi getiren yazıların
ortak sorunları:
Aile hekimli
branşından yazarın olmadığı yazılar:
Astım konusu vermişler: KAYNAK GÖSTERMEK İÇİN:
Gemicioğlu
B. Birinci basamakta astım yönetimi.
Kutan
Fenercioğlu A, editör. Birinci Basamakta
Kronik
Hastalık Takibi ve Kronik
Hasta
Bakımı. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri;
2020. p.12-21.
İçinde aile hekiliği uzmanının olduğu çoklu yazarlı
yazı olsa daha iyi olmaz mı? Göğüs uzmanı tek başına aile hekilerine hitap
ediyor. Aile hekimine göğüs dergisine tak başına derleme yazdırırlar mı?
Yazdırmazlar. O zaman aynı dirayeti göstermek lazım. Hem de editör A.H. hocası.
AH branşından ko-yazar olduğunda ise dikkat etmesi
gereken esaslar bu yazının ana konusudur zaten..
.
A.H
olmadığında öncelikle terminolojide istikamet
yakalanamıyor. Mesela adam demiş ki: Sonuç
olarak tiroid hastalıkları birinci basamak sağlık
sisteminde çok sık görülmektedir.’’ Burada hangi kelimeler fazlalık olduğu hemen
anlaşılıyor.
Uygulamada
karşılığı olmayan bilgileri temel bilimlerdeki haliyle aynen korumak. Örneğin mebendazol
örneği: Klinik ortamda
yönlendirici olmayan verilerden vaz geçebilmek bu yaklaşımın önemli bir unsuru
olmalıdır. (Örneğin Amerika ve türkiye piyasasında olmayan mebendazol
isimli ilaç Ascaris lubricoides için aile hekimliği kitaplarında ısrarla
birinci tercih olarak önerilmektedir; ortama ve bağlama uygun yaklaşım modeli
böyle olmaz azizim. Öneri bilimsel verilere çok uygun olabilir ama ortama uygun
değil. Sen farmakoloji kitabı değilsin, parazitoloji kitabı da değilsin, o
zaman haddini bil. Vediğin bilgi klinik ortamın gerçeklerini yansıtsın amk.
(buralar
makalenin en güçlü yanları. Buraları Daha da güçlendirecez..)
Alakasız konular. (Az
ilgili konular) Örneğin aile
hekimliği özel sayısına getirmiş ne koymuş: birinci basamakta akromegaliye
yaklaşım. O konulara girersen Shean sendromuna yaklaşımın hatırı kalır.
Akromegalinin ne olduğunu tıp fak. Mezunu herkes bilir. Yazının içinde yeni bir
şey de yok. Gereksiz bir yazı olmuş.
Konunun yanlış
noktalrını ön plana almak: aile hekimliğine
hitap eden yazıda en öncelikli nokta risk faktörlerinin tespit edilmesi ve
koruyucu hekimlik maksadına matuf olarak risk faktörleri ile mücadele ön planda
olmalıdır. İkinci olarak konunun birinci basamakta işgal ettiği yere vurgu
yapan epidemiyoloji bilgisi, klinik tablosu ve sevk kriterleri titizlikle
üzerinde durulması gereken konulardır. (Tedavisi
ise daha az üzerinde durulabilir ama onu yazmamak lazım. Yanlış anlaşılır)
Yazı kurgusunun
standart kalıptan kurtulamaması: Örneğin
Birinci basamakta sadece primer hipertansiyon takip edilir. Bütün sekonder
hipertansiyon vakaları ileri basamaklarda takip edilir. hipertansiyon anlatan
bütün klasik textbooklar hipertansiyonu primer ve skonder olarak ayırıp uzun
uzun sekonder hipertansiyon nedenlerini anlatır. birinci basamak için yazıldığı iddia edilen
yazılarda hızlıca/öncelkle primer hipertansiyondan bahsetmeli, yazının sonunda
veya sevk kriterleri içerisinde sekonder HT nedenlerine yer vermelidir.
Bilgi yoğunluğunun/Kapsamın
uygun seviyede olmaması: Konuları, tıp
fakültesi 4. Sınıfta anlatılan düzeyde ele alıp birinci basamağa yaklaşım diye
yayınlıyorlar. Veya ilgili textbooklardaki ishale yaklaşım çeptırlarını
sulandırıp/kırpıp/ özetleyip birinci basamakta ishale yaklaşım diye yazı
yazıyorlar.
Kapsamın gereksiz geniş
olması: Her
ülkede birinci basamağın rolü/fonksiyonu/belentiler ve sınırları farklı
olabilir. Bu sınırları belirleyen her ülkenin sağlık otoritesidir (sağlık
bakanlığıdır). Yazılar bu hedefleri ve sınırları yansıtmalıdır.
Bakanlık bu sınırları vurgulayan rehberleri ya kendi
bünyesinde hazırlar veya ilgili branşlara hazırlatır. Bu noktada Türkiyede
Sağlık bakanlığıın hazırlamış olduğu rehberler kapsamın uygun oluşuyla da
dünyada olumlu ve uygun örnek olarak gösterilmektedir.
Kapsamın yetersiz-zayıf
olması: Birinci basamakta psikiyatriye yaklaşım
diye yazı yazmış.. DSM-4 tanı
kriterlerini kopyala yapıştır yaptıkları halde 8 sayfada bitirmiş. Üfürükten
teyyare. Bu yaklaşım aile hekmilğine hakarettir. Psikiyatri rotasyonu 2 aylık
bir hacim kaplıyorsa bunu 8 sayfada özetleyemezsin. Böyle bir yazının kimseye
faydası olmaz. DSM-4 kriterlerini merak eden zaten bulur. Senin yazına muhtaş
değil ki..Gerçekten işe yarar bir şey yazmak istiyorsan Toplum ruh sağlığı
merkezleri ve aile hekimliğinin kesişmesi hakkında bir şey yaz. 4. Sınıf stajyer
bilgisinin bile altında sulandırılmış saçma sapan bilgi seviyesi ile ne yapmak
nereye varmak istemektedirler.. Dostlar makale yazarken görsün…Birinci basamak
için yazdığın yazı fakülte stajyer seviyes ibilgilerin hizasından bir adım
ileride olmalıdır.
Gastrocu
birinci basamakta ishale yaklaşım yazmış, ürolog birinci basamakta dizüriye
yaklaşım yazmış; Böyle olmaz. Birinci
basamağın ne olduğunu bilmeyen, felsefesini ve hedeflerini yansıtmayan yazılar
kötü örnek olarak arşivlerde durmaktadır. Bu yazıların hangi prensipleri
gözetmesi gerektiğini, gastrocunun böyle yazılar yazmasına izin verilmemesi
gerektiğini yukarda anlatmıştım. Bu paragraflar yazı diline dönüştürülecek. Bu sırada
ince ince giydirmeye devam et. Önüne gastro textbook açıp ordan özetleme
yaparak birinci basamakta gastroya yaklaşım yazılmaz. 1- Bizzat sahanın
koşullarını (fırsatlarını ve zorluklarını) 2-disiplinin prensipleri
çerçevesinde 3-aile hekimlerince yazılmalıdır. Bu 3 şartı şart koşmazsak bizim
alan üzerinden yedi düvel ekmek yer.kendileri bize ekmek yedirmez.
Burada hem
nezaketi ve yazı diline riayeti artıracaz hem de tehdit ve şantajları
artıracaz.. diğer branş uzmanları diz çöküp tövbe edecek:)
Birinci basamak ortamının en önemli özellikleri olan
kırsal hekimlik, koruyucu hekimlik, laboratuar imkanlarının kısıtlılığı,
anamnez ve muayene bulgularına dayalı yaklaşım, tedaviyi tanı aracı olarak
kullanabilme, epidemiyolojiye dayalı özgün klinik yaklaşım, toplum yönelimli
olma, efektif ayırıcı tanı ve sevk kriterleri gibi birinci basamak ortamıın
alameti farikası olan noktalar vurgulanmadan, birinci basamak kavramını
abdestsiz ağzına alan, üstün körü yazılan yazılar birinci basamakta filan şeye yaklaşım diye aile hekimi
olmayan kişiler tarafından patır patır yayınlanmaktadır (12).
Konular yeniden gözden geçirilirken bu prensipler
çerçevesinde ele almaya titizlikle özen gösterilmelidir. ‘Bilimsel bilgiyi’
aile hekimliğinin mesleksel ortamına ve bağlama göre yeniden yorumlayarak
‘mesleki bilgi’ üretmek öncelikli olarak aile hekimliği anabilim
dallarının görevidir; ve henüz yeterince
karşılanmamış bir ihtiyaçtır. Aile hekimleri bu ihtiyacı karşılamadığından
ürologdan düzüriye yaklaşım dinliyoruz.
BİRİNCİ BASAMAK
ORTAMINI MÜKEMMELLEŞTİRECEK
KLİNİK YAKLAŞIM ARAYIŞLARI
Tanı koyma sürecinin
demistifikasyonu:
Tanı-tedavi veya başka bir konuda karar verirken
hekimlerin zihninde karar alma süreci nasıl işlemektedir?
Alınan eğitim, mevcut bilgi düzeyi, şahsi
yaşanmışlıklar (BKY) ve paylaşılan klinik tecrübeler, ‘’hocanın huyu’’ rol
modellerinin özellikleri, klinisyenin o anki psikolojik durumu (7.2) bu zihinsel süreci etkileyen temel
girdilerdir.
Klinisyenler çeşitli yöntemlerle ipuçları elde eder
ve bunlara göre tanı ihtimalleri arasında gidip gelme olur. Genellikle bilinçli
olarak belli bir klinik yöntem tercih
edilmez.
Farklı klinik yöntemler farklı süreçler ve farklı
nihai karar anlamına gelebilir.
Aile hekimliği uygulaması; bu süreçleri anlamayı ve
yaklaşımlarında, tutarlı ve özgün bir sistematiği uygulamayı gerekli
kılmaktadır (17 nolu kaynak).
Tanıdaki birçok hata, bilgi eksikliğinden ziyade
tanısal yöntem yanlışlığından ileri gelmektedir (1 nolu kaynak s. 80).
Klinik yaklaşım (akıl yürütme) biçimleri
(bunlar
da nerden çıktı diye bir paragraf gerek buraya). Burası örnekleri
çeşitlendirerek, ayrı bir yazı konusu da olabilir. Yazının genel hedeflerine
katkısı az gibi..
1. Paterni
tanıma
2. Algoritmik
yaklaşım
3. Detaylı
araştırma (tüme varım)
4. Hipotezi
test etme (tümden gelim)
1- Pattern recognition
Kendine has (patognomonik)
özellikleri olan; tek bir teşhisin tüm
bulguları açıklayabileceği, spesifik paternler şeklinde ortaya çıkan net
vakalarda kullanılır.
Az sayıdaki problem paterni
tanıma kalıbı ile çözülebilir. Aile hekimliği pratiğinde ise daha da az
sayıdadır.
Örnekler:
70
yaş E, 2-3 gündür cildinde karından sırta doğru şiddetli ağrı yanma
şikayetlerinden sonra kabarcıklar oluşmuş. Tanınız=?
İşte bu, ‘patern tanıma’yöntemi
ile problem çözmedir.
Karın ağrısı + alt
ekstremiteler ve kalçada tipik döküntü+ artralji= Henloch Schoenlein purpura
Kanamaya meyil paternleri: Daha çok oral mukoza ve burun kanıyorsa ITP, Kesi
kanaması durmuyorsa + menoraji wonVH.. Spontan hemartroz varsa Hemofili A.
30
yaş erkek, oral ülser, genital ulser, diz ağrısı, kızarık göz= Bu da bir
paterndir işte.
• Tansiyon hastası 65 yaş kadın, EKG: R-R aralıkları
eşitsiz, belirgin P dalgası yok, kaotik atrial elektriksel aktivite= AF. (Beloc
- antikoagülan vb. ihtiyacının değerlendirilmesi için kardiyoloji sevk et)
• Covidli ile temas öyküsü + BT de posterior ve bazal
segmentlerde yer yer buzlu cam manzarası= Covid19
2- Algoritmik yaklaşım:
Vakayı hızlıca bir paterne oturtamadığımızda
algoritmik yaklaşıma başvurulabilir. Bu yaklaşım modelinde bütün hastalarda
tutarlı, mantıklı, değişmeyen bir yöntem izlenir. Klinik karar destek
sistemleri (interaktif bilgisayar programları) bu yöntemi temel alır.
Dünyada çeşitli uzmanlık dernekleri (daha çok 2. ve 3. basamak için
kullanılabilecek) algoritmalar hazırlamak için çalışmaktadır. Örneğin dislipidemi
veya anemiye yaklaşım için yeterince fonksiyonel algoritmalar geliştirilmiştir.
Algortimalar güvenli ve konforlu bir klinik kara verme süreci sundukları için
hep ilgi çekici olmuşlardır. Ancak her durumun standart bir algoritması henüz
mevcut değildir. Var olan algoritmalar da eleştiriye ve geliştirilmeye açık
durumdadır. Çoğu algoritmanın tanısal olasılıkları kapsama problemi vardır.
1. basamakta sık görülen problemlerin genellikle
ayrışmamış/ belirsiz olması gibi özellikleri nedeniyle mevcut algoritmaların
aile hekimliği için modifiye edilmesi ve işe yararlığının gösterilmesi ve
birinci basamak için yeni algoritmalar oluşturulması başlı başına bir çalışma sahasıdır.
3-Detaylı araştırma
Tüm
ihtimalleri dışlayacak derecede çoklu laboratuvar testleri, görüntülemeler,
biyopsi vs. istenir. Bu yöntem daha çok
ikinci ve üçüncü basamakta nadir ve/veya multipl sistem rahatsızlığı olan
hastalar için uygundur. Ekartasyon tanıları ancak bu yöntem ile konabilir. Aslında
tanı atlama lüksü olmayan özel muayenehane işleten meşhur doktorların
yöntemidir.
• Örnek
Nefes
darlığı şikayetiyle gelmiş hastaya İdiopatik Pulmoner Fibrozis tanısı
koyabilmek,
Polidipsi
şikayetiyle gelmiş hastada psikojenik polidipsi diyebilmek için,
Artrit ve ateş şikayetiyle
başvurmuş hastada Still sendromu tanısı koyabilmek ancak detaylı araştırma
yönteminin kullanılması ile mümkündür.
Dezavantajları:
Laboratuvar
hataları, yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçların yanlış tanıya götürme
riski, hastada anksiyete oluşturma riski ve pahalı, acı verici ve gereksiz
invaziv testlere maruz kalma riski bu yöntemin negatif yönleridir. Devesi
kaybolan adam müneccime gider. Müneccim elinde kalan son deveyi de kaybettirir.
Daha büyük bir korku salar beynine. Sonra kendi kaybettirdiğini geri buldurur.
Onunla sevinirsin, müneccimi överek eve gelirsin. İşte özel muayenehaneciliğin
püf noktası.
Aile
hekimliği ortamında detaylı araştırma yöntemi pek kullanılmaz. Detaylı
araştırma yöntemiyle bulunabilecek tanıları birinci basamağa hitap eden
yazılarda ele almak ve bu yöntemi önermek faydasızdır. saçmalıktır. Hainliktir.
4- Hipotezi test etme
Aile hekimliğinde esas olarak bu yöntem kullanılır.
Hasta ile iletişiminin ilk saniyelerinden itibaren hekim
hipotezler kurmaya başlar. Her yeni ipucu zihinde farklı hipotezlerin
oluşmasına yol açar. Bu işlem yeterli ipucunun toplandığına kanaat getirilip
bir tanı vermeye kadar devam eder. ((2 nolu kaynak 12,16,17. kaynakları referans göstererek bu cümleyi
kurmuş. Alınmaya değer bir bilgi değil ama referanslarına bakalım.)
Başlangıç hipotezleri ‘bu çocukta bazı ciddi
sorunlar olabilir’’ şeklinde oldukça geneldir (12 nolu kaynak s.92). Görüşme
süreci esasen bu hipotezleri test etmeye ve detaylandırmaya yöneliktir. Tipik
bir görüşmede tecrübeli bir klinisyen 30 saniyede olası tanıların listesini, 6
dakika içinde doğru hipotezi oluşturmuş olur (12 nolu kaynak s.92).
Hipotezi test
etme yöntemi bütün branşlarda sık başvurulan etkili ve düşük maliyetli bir
yöntemdir. Birinci basamakta da ağırlıklı olarak bu yöntem yer almalıdır (11
nolu kaynak s.4-15) (12 nolu kaynak s.92)
‘Tedaviden
tanıya’ gitme yöntemi de
hipotezi test etme yöntemidir. Örneğin öksürük şikayetinde veya dermatolojik
pek çok şikayet için kullanımı kabul
görmektedir. (Münevver erdinç söylemiş bunu ama ref. Vermeye gerek yok gibi) Tedaviden tanıya
gitme konusunda bütün hekimlerce kolayca kabul edilecek bir örnek bulmamız lazım.Hiç
bir risk içermeyen ve bütün doktorların kullandığı…
BİRİNCİ BASAMAK ORTAMINA UYGUN KLİNİK YAKLAŞIM ÖNERİLERİNİN
TAŞIMASI GEREKEN GENEL PRENSİPLER
(BİRİNCİ BASAMAKTA
FİLAN ŞEYE YAKLAŞIM KONULARINI YAZANLARIN DİKKAT ETMESİNİ ÖNERDİĞİMİZ
PRENSİPLER)
Aile hekimi bu ayrışmamış rahatsızlıklar için
toplumun kültürel özelliklerini de dikkate alarak kendine özgü bir problem
çözme modeli geliştirmelidir. Bu modelde ilk adım hayati durumları “ekarte
etmek” olmalıdır. Acil durumlar ekarte edilerek yani olmadığına karar verilerek
diğer aşamalara geçilir.
Sonraki adımlar hastanın sorununun Biyopsikososyal
yaklaşım çerçevesinde fiziksel, psikolojik ve sosyokültürel boyutlarının belli
bir sistematik dahilinde ele alınmasıdır.
Genel öneriler: (bunlar biraz
daha ile hekimliğine spesifik olacak şekilde yazılmalı) (bu paragraf 3. Sayfaya
taşınması gerekiyormuş gibi… anlam akışında sıçrama olmuş.. )
1-Anamnez: Hastaya sor,
hastanın sormasına izin ver:
‘Hedefe yönelik öykü alma’ ve ‘hedefe yönelik fizik
muayene’ tanıya varmanın en önemli aşamalarıdır.
Hastanın zihnindeki belirsizlikleri ortadan
kaldırmak için; bütün sorularını sormasına fırsat verin ve o soruları
aydınlatın.
Hastanın sormadığı ama bilmesi gereken durumları
aydınlat; muhtemel durumlarla ilgili senaryoları ortaya koy.
Hastanın kişilik özelliklerini ve dile getirmediği
beklentiler, duygular, korkular varsa onları anlamaya çalış.
Tüm verileri
önemseyin, görüşmeyi erken bitirmeyin ve öntanınızı gerektiğinde değiştirmeye
açık olun.
2-FM: Aile hekimi, ileri tahlil gerektirmeden
hastalıkların anamnez ve FM ile tanı konulabilecek özellikleri konusunda
kendisini mükemmelleştirmelidir. Diğer branş uzmanlarının köreldiği noktada
aile hekiminin kendini mükemmelleştirmesi bir zarurettir.
Aile hekimi, öykü ve fizik muayeneyi
değerlendirdikten sonra tetkik isteyip istememe, takibe alma, tedaviye başlama
veya hastayı sevk etme konusunda bir karar vermek durumundadır (1).
3-Tanı: (Bkz. s.6, Tanı koyma
sürecinin demistifikasyonu)
Tanının özellikleri:
1- Gerekli olmayabilir. İlk başvuruda belirli bir tanı koymak gerekli
ve yararlı olmayabilir (12 nolu kaynak sayfa 91). İlk görüşmede nihai tanı koymak zorunda hissedilmemelidir.
İlk
başvuruların ancak yarısında kesin tanı koymak, diğer yarısında ise izlem,
konsültasyon veya sevk kararı vermek uygun bir yaklaşımdır.
2-Epidemiyolojik verilerden etkilenir.
(Bkz.
sayfa3, Epidemiyolojiye dayalı yaklaşım)
3-Geçici olabilir. Örneğin bel ağrısı tanısı ilerde Ankilozan
Spondilite değişebilir.
4-Semptomdan ibaret
olabilir (Tanı:
Kuru öksürük)
5-Üst başlık şeklinde olmalıdır. (Bunlar hiçbir yerde olmayan orjinal ihsan sarıkaya
önerileri:)
·
Örneğin peptik ülser esasen endoskopik bir tanı iken
‘dispepsi’ anamneze dayalı bir üst başlıktır. Peptik ülser yerine dispepsi
tabirini kullanmak daha uygundur.
·
Alzhemer biyopsi ile konulacak bir tanı iken demans
üstbaşlıktır. Demansın Fahr sendromu gibi nadir nedenlerini atlamış olmamak
için Alzheimer yerine demans denmelidir.
·
Şizofreni alt başlıktır, bunun yerine psikotik
bozukluk üst başlığı kullanılabilir.
NOT: Üstbaşlık
şeklinde tanı koymak yanılmış olma durumuna düşmemek için işe yarayabilir.
Hastalıkların
doğası ile ilgili kaçınılmaz durumları, hem ikinci-üçüncü basamak hekimleri,
hem malpraktis davalarına bakan hakimler, hem de kamuoyu sıklıkla ilk gören
hekimin dikkatsizliğine kanıt olarak yorumlamaktadırlar. Bu yanlış yaklaşım ya
hastalıkların doğasını, veya klinik ortamı bilmemek veya kasıt ile
açıklanabilir.
Hastanın hekime
itibar etmesi ve güven duyması bizatihi iyileştirici bir etkendir. Bu güvenin
üçüncü şahıslarca hoyratça sarsılması hastanın şifasına katkı sağlamaz. Bu
nedenlerle birinci basamağın itibarı ( toplumdaki güvenin dejenere olmasına
karşı) proaktif bir şekilde kurumsal olarak savunulmalıdır.
8- Öncelikle sık konan tanıları (toplumdaki
hastalıklarınların sıklıklarına göre) düşünün.(zebraları değil atları)
9-Bulgular, aklınızdaki hipotezlerle tam uyumlu
değil ve atipikse yakın takibe alın. Vakanın mevcut durumu ile ilgili bilgi
hakimiyetinizin yetersiz olabileceğini düşünüyorsanız bilgilerinizi ‘uptodate’ edin, vakayı diğer
arkadaşlarınız veya konsültan uzman ile tartışmaya açın veya ilgili olabilecek
branşa sevk edin. Ancak sevk kararı verirken birinci basamağa özgü olan, ve
hastalık bulgularının yetersiz olduğu bu erken dönemde branş uzmanlarının da
yetersiz kalabileceğini aklınızdan çıkarmayın.
10-Hastanın geliş semptomlarından farklı bir nedenle
(diğer psikososyal nedenler gibi) gelmiş olma ihtimalini göz ardı etmeyin. (Is
the patient trying to tell me ''something?'')“Bahsetmek istediğiniz, başka
bir şey var mı?” sorusu bu konuda kullanışlı olabilir.
Yersiz medikalizasyondan koruyun. (1-normalin her
varyantının tıbbileştirilmesi, 2- sosyal ve ahlaki açıdan istenmeyen
davranışların tıbbi olarak etiketlenmesi, 3- her durumu tıbbi açıdan açıklamaya
çalışmak) ile ilişkili olabilecek durumlara dikkat edin ve danışmanlık vererek
hastanızı olası durumlardan koruyun (disease mongering, selling sickness)
4- Kayıt: Hasta başvurularında problemin seyrini de yazmayı
unutmayın
5-Kontrol randevusu: Acil
durumlar ekarte edildikten sonra, semptomların
seyrini gözlemek için hasta ile birlikte kontrol ve takip programına
karar verin.
Takip planı hem semptomların tedavisi hem de tanının
sorgulanması/doğrulanmasına yöneliktir.
Diğer
bütün branşlarda “bekle ve gör” yaklaşımı ile zamanın tanısal araç olarak
kullanılması söz konusudur ancak bunu ayaktan hastalar üzerinde uygularken
riskleri ekarte edip tanıya ulaşmak çok yönlü bir ustalık gerektirir. (1)(11).
Aile hekimliği ortamında doktor ve hastanın
birbirine kolay ulaşabilir vaziyette olması ve hastayla tekrarlayan sürekli
ilişkisi sayesinde oluşmuş güven aile hekiminin bu şekilde tanı koymasına
fırsat verir.
Hastayı gözleme imkanı, tanısını değerlendirme ve
diğer ihtimalleri tekrar gözden geçirmesini sağlayabilecektir. Belirsizlik
durumunu içeren zaman için aile hekimi hastasına danışmanlık vererek ikna
etmelidir. Hasta ile kurulan güvene dayalı ilişki uyum için çok önemlidir (1).
Takip sürecinde hastaya görev vermek faydalı bir taktik olabilir.
Uygun aralıklı takiplerle, başvuru semptomlarındaki
değişimler izlenir ve bu sayede ayırtedici değeri daha yüksek olan semptom
belirlenir ve diğer semptomlara göre daha yakından takip edilir. Hastalığın
doğasına ilişkin en önemli ipucu, bu anahtar semptomdaki ufak değişimlere bağlı
olabilir (1).
Tedavi planlanmış ise, muhtemel hastalıkların
belirtilerini baskılayıp tabloyu bulanıklaştırmasından kaçınılmalıdır.
Riski minimize etmek için prognoza uygun aralıklarla
takip-kontrol randevusu vermek gerekir. İleri basamaklara sevk gerekip
gerekmediği de titizlikle değerlendirilmelidir.
6-REÇETE: İlk görüşmede
reçete yazmak zorunda hissetmemelidir:
• Evde hiç kullanılmadan biriken ilaçlar hekime olan
güveni aşındıran önemli bir etmendir.
• Aile hekiminin reçetesinin sadece ilaçtan ibaret
olamayacağını unutmayın. İlaç harici tavsiyelerin etkili olabilmesi için aile
hekimi bireyin inançlarını bilir ve kullanır.
• İlaç vermeyi
düşünüyorsanız uygunluk,
etkililik, güvenlik ve maliyet kriterlerini dikkate alın.
7-Konsültasyon ve sevk: Aile
hekiminin konsültasyon ve sevki bir başkadır. Önce kendi görüşünü oluşturmak
zorundadır. Sevk sonrası kendine kayıtlı nüfus hakkında görev ve sorumlulukları
devam eder. İleri basamak kuruluşlardaki her işlemi aile hekimine de danışma
hakkı vardır. Orada tedavi süreciin tıkanması durumuna karşı 2. Seçenek olarak
sürekli hastanın elinin altında hazır olur. aile hekimi kendi kararları ile
ilgili hastanın double check hakkını kabul ettiği gibi başka doktorun kararları
hakkında duble çek isteğini de yerine getirir.
A)
Aile hekimliği ortamında yaygın yanlış yaklaşımlar:
Birinci
basamak hekimlerinin yanlış tutum ve davranışları kimi yazarlar tarafından
gündeme getirilmiştir. Bu konunun gündeme getirilmesi araştırmacıların ilgisini
çekerek daha titiz ve kapsamlı çalışmaların fitilini ateşleyecektir.
Burada hem bu tespitlerin bir derlemesini sunuyoruz
hem de birinci basamağa yönelik yazılan yazıların bu yaygın yanlış tutumların
bilincinde olması, bunlara karşı rehberlik etmesi, uygun tedbirler ve uyarılar
içermesi gerektiğini hatırlatıyoruz:
(NOT: Burada
bahsedilen yanlış yaklaşımlardan hiçbiri sadece aile hekimine özel yanlışlar değildir. Örneğin doktorların
hastaları birbirine ‘itelemesi’ çok yaygın bir tutum halini almıştır. 3.
Basamak kurumlarda en tecrübeli dahiliye uzmanlarının ve yan dal uzmanlarının hiç
muayenesini yapmadığın hatta (Covid servisinde) yüzünü görmediğin hastalar için
ilgili ilgisiz her branşa kons istemesi artık gayet sık karşılaşılabilecek bir
durum olmuştur. Hekim-hasta arasında iyilik, empati ve samimiyetin kaybolduğu,
şikayet edilme korkusu ve dava açma tehditi toksik bir ortam oluşturmuştur. Bu
toksik ortam ne hastanın sağlığına, ne sigorta kurumlarının bütçesine ne de
hekimin psikolojisine olumlu bir katkısı yoktur. Bu yazı birinci basamak ile
ilgili olduğu için aile hekimlerinin muhtemel hatalarından bahsetmektedir.
Yoksa aile hekimlerine özel hatalardan değil)
1-Hekimin
bilgi, beceri ve değerlerini geliştirmeye çalışmaması,
2-Klinik
problem çözmeye yönelik ilgide yetersizlik ve öndeğerlendirme yapmadan hastayı
sevk etmek.
3-İlgili
uzmanın işini kolaylaştıracak önemli anamnez bilgilerini, pozitif muayene
bulgularını ve özellikle sevk etme kararı aldıran tıkandığın noktayı ve diğer hastsayla
ilgili hazır verileri iletmeden sevk etmek.
• Sevk ettiğin uzmanın hasta ile ilgili
geridönüşlerini dikkate almamak.
• Alan savunması yapmaması. Kendi yapabileceği işleri
başkasının yapmasına izin vererek fonksiyonelliğini kaybetmesi.
• Şikayetlere göre şekillenmiş basmakalıp reçeteler,
• BKY (bir kez yanmıştım) takıntıları: (Bir kez PTE
atlayan doktor sonraki bütün hastalardan D-dimer, akciğer anjio BT istemeye
başlaması gibi)(Sloane)
• Tıbbi kararlarını sadece kendi başına gelen
durumlardan aldığı derslerle şekillendirme, tanı kılavuzu kullanmama, (analitik
değil sezgisel karar verme).
• Tanı kılavuzlarının (rehberlerin) içine hapsolmak:
Kuruma ait standart yaklaşımlar, rehberlere bağlı kalma zorunluluğu hekime
yardımcı olduğu ölçüde kısıtlayıcı hale de dönüşebilir. Hekimin karşılaştığı
klink problemlerin çeşitliliği rehberlerin tanımlayabildiği formattan çok daha
geniş bir spektruma sahiptir.
• Bütün hastaları aynı kalıba sokmaya çalışmak. Aynı
algoritmaların her durumda işe yaramasını beklemek.
• Kayıt tutmama, bireysel takip planı çıkarmama en önemli problemlerdir (2 nolu kaynak 1 nolu
kaynağımızı referans göstererek bunları yazmış).
• Bütün başvurulara ilk muayenede tanı koyma
zorunluluğu hissetmek.
• Zamanı ve izlemi tanı koyma amaçlı kullanamamak. İlk
görülen bütün ÜSYE vakalarında Kawasaki hastalığı veya PFAPA tanısı koymaya
çalışmak.
•
Tıp dışı otoritelerin güncel
kararlarının tanı sürecini etkilemesi. Örn. Güncel mahkeme kararları nedeniyle,
kafa travmalarında tanısal değeri çok kısıtlı olmasına rağmen (yasal sorumluluk
almamak için) dört yönlü kafa grafisinin rutin olarak çekilmeye başlanması. (Bu
örnek acille ilgili oldu.. AH ile daha ilgili bir örnek bulalım)
B)
Kinik vaka çözümlerken yapılan yanlışlar:
Birinci
basamak için yazılan yazıların bilgi yoğunluğu şu sorunları karşılayacak
seviyede olmalıdır.
Uygun veri toplayamamak: Yetersiz klinik deneyim nedeniyle kritik soruların
sorulmaması, anahtar verilerin toplanamaması. Örneğin anemi nedeni
araştırılırken menoraji, metroraji soruşturmayı akıl etmemek gibi.. (burada
kritik soruya patognomonik bir örnek iyi olur)
İşaret körlüğü:
Hastanın ortaya koyduğu mevcut
semptom ve bulguları fark edememek. İlgiyi yoğunlaştıramamak veya tecrübe eksikliği.
Örneğin az deneyimli bir klinisyen hastada sadece
sarılık olduğunu görürken yeterince deneyimi olan klinisyen rengin ‘kirliliğinden’
ve tonundan bu sarılığın tıkanma
sarılığı olduğunu ilk bakışta
‘’görebilir’’.
İşaretlerin hatalı yorumlanması: (Erroneous
interpretation of cues): Bulguları,
çözümü zor olan problemler yerine kolay olanlara delalet ettiği şekilde
yorumlamak.
Tedavinin kolayına
kaçmak: Antihipertansif
yazmak egzersiz alışkanlığı yerleştirmek ve kilo verdirmekten daha kolay.
Aslında bu hata değil de gerekli bir durum da olabilir…mi?
Tedavisi
ve süreci daha kolay olan tanılara yönelmek. (örnek lazım)
Hipotez kısırlığı: Inability to
generate promising hypotheses (Umut verici hipotezler üretememe)
Bilgi
ve deneyim eksikliği nedeniyle hipotez kısırlığı (3-4 muhtemel tanı ile
başlamak uygundur. Hipotez kuramamak veya sadece tek hipotez kurmak hipotez
kısırlığıdır. Vaka hakkında hiç olmazsa en az iki muhtemel hipotezi olmalıdır
diyor:
‘’A minimal differential diagnosis consists of at least two
possibilities: (1) the
most probable disease, and (2) something else (that is, a wastebasket category including any other disease).
Hipoteze fazla
bağlanmak: Bir hipoteze erken
bağlanmak, sonuçlar desteklemediğinde hipotezi değiştirmemek (7).
Confirmation
bias and overemphasis of positive findings: A.A. style Hipotezini destekleyen hafif, önemsiz bulgulara hak
ettiğinden büyük önemler atfetmek.
Örneğin
hastanın saturasyonunun bi ara 98’ e düşmesine hipotezini destekliyorsa önem
vermek.
Hemşirenin
hastanın tansiyonunu kafasındaki hipoteze göre duyması..
Aynı
EKG ye beklentilere göre farklı anlamlar yükleme..
Buraya
çok daha vurucu örnekler bulabiliriz.
Aşırı veri:
(Excessive data gathering): B. A. style (7 nolu kaynak) 17
yaşında karın ağrısı şikayetiyle gelen hastada ‘’miadında NSVY ile 3300 gr
doğmuş’’ şeklinde anamnez almak.
thorough data gathering
should not be confused with excessive data gathering (7).
Tam
ve eksiksiz bir veri toplama aşırı veri toplama ile karıştırılmamalıdır. Tam
veri toplamada belirli bir sistematik vardır, veriler önem sırasına göre
dizilir ve kümelenir.
Aşırı
veri toplama ise aklına gelen her veriyi rastgele bir torbaya doldurmaya çalışmaktır,
sistematik değildir, memory overload nedeniyle tanı atlama ihtimalini artıran
bir yaklaşımdır (7).
Yapay zeka
açısından aşırı veri toplayıp bunlarla aşırı hipotez kurabilmek sonr bu
hipotezleri hızlıca sınayıp budamak sorun olmayacaktır.
Aşırı hipotez:
Problemin
gerektirdiğinden daha fazla sayıda hipotez kurmak. Olasılık sıralaması
yapamamak. Çok fazla tahlil, tetkik, görüntüleme, konsültasyon isteyerek ana
sorunu unutturacak seviyede yeni sorunların içinde boğulmak. Sorunları önem
sırasına koyamamak, odaklanamamak. İlgili-ilgisiz bütün bulguları mevcut sorun
ile ilişkilendirmek. Bulguları uygun şekilde kümelere ayıramamak. (memory
overload sorunu)
Ne aradığını bilmemek, tahlili neden istediğini
bilmeden her şeyi istemek: Her tanısal eylemin her zaman en az bir hipoteze
açık bir şekilde bağlı olması gerektiğine dikkat etmek önemlidir.
Alakasız
hipotez: V. style
•
Kurulan hipotezin mevcut sorunla
alakalı, kaliteli, maliyetetkin (bu ne demek istemiş, örnek lazım),
uygulanabilir ve işe yarar olması gerekir.
• Covid
servisinde PCR (+) olup favipiravir tedavisi alan hgb: 14 olan hastadan ısrarla
kan grubu, gaytada gizli kan istemek, kendi muayeneni yapmadan genel cerrahi
konsülte etmek.
• Hiç
muayenesini yapmadığın hatta yüzünü görmediğin hastlar için her branşa kons
istemek.
• Anemisi
olmayan hastada ısrarla MCV bakmak, demir, demir bağlama, ferritin istemek,
ağır ve aktif enfeksiyonu olan hastada ferritini demir depolarını
değerlendirmek için kullanmak.
• Aktif
ateşi ve enfeksiyonu olan hastada ilk yatış anındaki nabız yüksekliğini (HR:99)
mevcut duruma bağlamak yerine kardiyo konsülte etmek, acil TFT çalışılması için
laboratuarı darlamak.
•
Kurulan hipotezlerin
anatomik-patofizyolojik temel bilgilere dayanmaması.
Klinisyenlerin bu yaygın
yanlış tutumlardan, teşhis hatalarından ve tuzaklarından kaçınmalarını sağlaması
hedefiyle çeşitli klinik yöntem önerileri sistematize edilmiştir.
Aile hekiminin karşısına gelen bütün sorunlara
belli bir sistematik içinde yaklaşması; hekimi ve hastayı hukuki, vicdani,
yasal, bilimsel, kurumsal sıkıntılardan koruyacaktır.
Bu önerilerden 3 tanesi
aşağıda özetlenecektir. (başka bir yerde bu üçünü birlikte bahseden bir
çalışma yok. Bunların yayınlarını ben tesadüfen buldum. Bunları hep birlikte
değerlendiren bir yayın da bulamadım)...
Bu
kalıplar aile hekiminin eğitim sürecinde
kullanılabilir. Uygunlukları hakkında araştırmalar yapılabilir.
àaile hekimliği bünyesinde çeşitli eğitim yöntemlerinin
uygunlukları el değmemiş araştırma konusu olarak durmaktadır.
Aile
hekimliği uzmanlık öğrencisi bunları öğrendikten sonra birinci basamakta kullanabileceği
kendi özgün yöntemine ulaşmalıdır.
1- Custer’s Clinical Problem Analysis / CPA Klinik yöntemi:
• activating findings +
significant negatives + Constructing a list of
patient problems + Constructing a differential
diagnosis for each current patient problem.
• Buradaki orjinallik
hastanın problemleri ile aktif bulguları ayrı kümeler halinde değerlendirmesi.
Laboratuarda hemoglobin düşük olabilir, sadece hemoglobini yükseltmeye çalışmak
yerine hasta bu sorunu nasıl yaşıyor? sorusuna ayrıca yer verir.
• CPA, kılavuzsuz veya gelişigüzel veri toplamayı
tavsiye etmez;
2- Eddy and Clanton’s Approach (7):
Eddy ve Clanton, 1982 de sundukları klinik problem çözme modeli altı adımdan
oluşur. Bu modeldeki en önemli kavram bulguların kümelenmesidir. (Aggregation
of the findings). Bir vakanın boyutunu küçültmek için, hekim temel bulgu
setlerini toplu bulgular halinde kümelendirerek işe başlar. Hekim bir
vakanın önemli yönlerini az sayıda etiket altında düzenleyebilir. Bulgu
kümelerinin bir başka özelliği de, vakanın geri kalanından bağımsız olarak
analiz edilebilmeleridir. Diğer aşamalar şu şekilde formule edilmiştir:
2- Selection of a Pivot (Bir eksen sorun seç)
3- Generation of a Cause List (Bu sorunu
oluşturabilecek nedenler sıralanır)
4- Pruning the Cause List (Neden Listesini Budamak. Her bir nedeni
dışlamak için ekartasyon testi yapmak)
5- Selection of the Clinical Diagnosis (Tanıyı
seçmek)
6- Validation of the Clinical Diagnosis (Tanıyı
doğrulama)
3- Dr. John Murtagh Yaklaşımı
/modifiye
Aile hekimliği profesörü Dr. John Murtagh aile hekimliğinde kullanılabilecek klinik yaklaşım
modeli (sistematik düşünme modeli) geliştirmiştir (3). Bu modeli (Türkiye
şartları için yaptığım bazı modifiyelerle) aşağıda sunuyorum: (Modifiye murdag yaklaşımı
diye 8 sayfalık bir yazı hazır. Onu düzenlerken yine buraya atıf yapar dururuz:
)Bu herif ikinci soruyu birinci adım diye önermiş. Oysa ki ister acilde olsun
ister aile hekimliği polik de olsun ilk aşama acil durumların ekarte edilmesi
olmalı değil mi?
Murtagh
yaklaşımı: 5 soru, 3 aşama:
1. aşamada ilk iki soruya
cevap aranır. Kontrol muayenesinde problem çözülmemişse 3. ve 4. Sorulara
yoğunlaşılır. Bir sonraki kontrol muayenesinde her şey beklendiği gibi
gitmiyorsa 5. Aşamaya geçilir.
1-‘Atlanmaması’
gereken acil/hayati durumlar nelerdir? What serious disorder/s
must not be missed?
2-En sık
görülen, en olası, ilk aklımıza gelmesi gereken hastalıklar nelerdir? What
is the probable diagnosis?
3-Hasta
bana başka bir şey mi anlatmaya çalışıyor?
Is the patient trying to tell me something?
4-Bu
durumda daha nadir görülen ve sıklıkla atlanan tanılar nelerdir? What
conditions can be missed in this situation?
5-Her
türlü semptom oluşturabilen, her şeyle ayırıcı tanıya giren, büyük taklitçiler
olabilir mi? Could the patient have one of the ‘masquerades’ commonly
encountered?
SONUÇ: Birinci basmakta klinik sorunlara yaklaşım konularının ele alınması
binlerce yazarın sürekli katkısını gerektiren büyük bir iştir. Bu işin aynı
sistematikle, aynı hedefe yönelik olarak, yazımızda özetlediğimiz duygu ve
düşüncelere ve bu eğitime sahip kişilerce yapılması,
Ve ayrıca aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin eğitim
ortamının bu bilinçle yapılandırılması aile hekimliğini elmas mükemmelliğine ve
kıymetine yükseltecektir.
(Kim ölmüş iddialı cümleden. Duyan da zannedecek ki bu yazıyı aile
hekimliği ordinaryusu yazmış. Yazıyı okuyan biraz korkacak. Kendinden şüphe
edecek. Hafif de aba altından sopa göstermek lazım.. hem editöre hem atıf
yapmayanlara. Bu yazıya atıf yapmayanların 3 vakte kadar başına kötü şey
geldiği bildirilmiştir :)
İşler: uzun oldu..9-10
sayfaya düşürmemiz lazım.
Tekrar eden ifadeler var.
Birleştirmek lazım.
Metin içindeki örnekleri
daha güzelleştirmek lazım.
Paragrafların yeri yanlış
yerde. Onlar uygun yere Taşınacak. Anlam akışını bozan paragraflar..
Hedef editör belirlenecek.
oun yazıları okunacak. Editörün bu yazıyı tutmasını sağlayacak şekilde bu yazı
baştan yazılacak..
Her editör denemesinde
yazı baştan yazılacak...
Editör bizim yazıyı tutarsa,
bundan sonra gelen bütün yazılara buna atıf yaptınız mı diye sorar..
Özellikle atıf istediğimiz kristal cümlelerimiz:
1)
Aile hekmliğinin
mesleki (klinik) bilgisi üretim süreçleri; mevcut sağlık sistemini, toplumun
ihtiyaçlarını, aile hekimliği uygulamasının hedeflerini, aile hekimliği
disiplininin ilkelerini, aile hekiminin mesleksel görevleri ve yetkinliklerini
özellikle yansıtmalıdır.
2)
3)
4)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder